Örf ve Adetlerin Ahlak ilişkisi

 

Örf ve adetlerin ahlak ile ilişkileri oldukça içiçedir. Gündelik hayatımızda örf ve adetler o kadar geniş yer tutarlar ki, biz bunlara karşı gelmenin neredeyse ahlaksızlık olduğunu düşünürüz.

Milletlerin örfleri her bakımdan ahlaki bir özellik taşır. Ahlak dışı bir örfe rastlanılamaz. Adetlerde ahlaki bir nitelikten yoksun değillerdir. Fakat iyi adetlerin yanında kötü adetler de vardır ki, bunlar bazen ahlaka zıt bir karakterde bulunurlar.

Türk örf ve adetlerine gelince, büyük ölçüde dini bir anlayıştan kaynaklanmışlardır.

O yüzden örf ve adetlerimiz aşağı yukarı ahlakla çatışacak hiçbir yan taşımazlar.

Gündelik hayatta örf ve adetlerle ahlak arasında tam bir ahengin hüküm sürdüğü gözlenir. Özellikle kozmopolitlikten ve yabancılara özentiden uzak kalan kırlık kesimlerdeki örf ve adetler, son derece güçlü bir ahlaki nitelik taşırlar.

Uygulama alanında örf ve adetlerle ahlakın birbirinden ayrılmaz bir bütün oluşturdukları görülür. Fakat kaynakları ve zorlamaları yönünden örf ve adetler ile ahlak arasında belli farklılıklar vardır.

Ahlaka uygun bir davranış, akıl ve irade sahibi bir insanın iyilik gayesiyle, hür olarak ve dini bir duyguyla yaptığı şuurlu bir harekettir.

Şu halde bir davranışın ahlaki olmasının bazı şartları vardır: İlk önce insan bu davranışı akıl ve iradesini kullanarak yapacaktır. İkincisi, iyilik gayesiyle yapacaktır. Üçüncüsü hür olacaktır. Yani aksini yapabilecek durumda bulunacaktır. Dördüncüsü, içinde kök salmış olan dini bir duygu ve vicdanının emri ile bu davranışa yönelmiş olacaktır. Son olarak da, onu şuurlu bir şekilde gerçekleştirecektir.

 Örf ve adetler ise, doğrudan doğruya bizden doğan hareketler değil, aksine toplumda bulunan ve yapılması insanın keyfine pek bırakılmayan davranışlardır.

Ahlaki hareketlerde bizim iç dünyamız asıl hakim vazifesi görürken, örf ve adetlerde dış dünyanın, yani diğer insanların tavrı egemen olur. Örf ve adetlere zıt bir davranışta bulununca çoğunlukla sadece topluma karşı sorumlu veya suçlu duruma düşeriz. Bir ahlak emrine zıt yol takip ettiğimizde ise, üstelik bir de dinen günaha girdiğimizi düşünür ve vicdanen rahatsız oluruz.

Örf ve adetler yüzyıllar boyu süregelen bir kültür gelişimi içinde yerlerini almış ve kökleşmiş kurallardır. Her an uygulama halindedirler.

Ahlakın emirleri ise, içimizden durmadan doğmakta olan kurallardır. Bu kurallar her yeni durum karşısında vicdanımızla bizi başbaşa bırakır ve iyiyi yapmamızı emrederler.

Demek ki, örf ve adetlerde, süregelene uyma; ahlakta ise her yeni durum karşısında iyiye yönelik yeni bir çabada bulunma söz konusudur.

Özetleyecek olursak, örf ve adetler ile ahlak birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Türk toplumunun örf ve adetlerinde ahlakla çatışan bir duruma pek rastlanılmaz. Örf ve adetler bizim hareketlerimizin dış hakimleridir, buna karşılık ahlaki davranışlarda, dıştaki insanların hakimliği söz konusu olduğu gibi iç dünyamızın, vicdanımızın ve din duygumuzun hakimliği de söz konusudur.

 

Beğen Paylaş!

Bir önceki yazımda « makalem ilgini çekebilir. Okumak istermisin ?
yorum yok
876 okuma
20 Aralık, 2016
admin
admin

Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin.


ETİKETLER :

Yorumlar



Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?