Örf ve Adetlere Bağlılık

 

Dünya üzerinde yaşayan bütün milletlerin ve toplulukların kendilerine göre örf ve adetleri vardır. Toplumdan topluma, topluluktan topluluğa bazı değişmelere ve farklılıklar gösterseler bile örf ve adetler insanlar arasında hakim bir güç oluştururlar.

Bir milletin, bir topluluğun kimliğini bu örf ve adetler belirler. O yüzden her millet kendi kimliğini korumak ve yozlaşmamak için bunlara sıkı sıkıya bağlanır.

Örf ve adetler, milletlerin karakterlerini oluşturan öyle güçlü sosyal kurumlardır ki, bu kurumlara önem vermeyen milletler, kendi kendilerine yabancılaşır, sonunda da farklı bir millet olma özelliği kaybederler.

Demek ki, bir milletin, ayrı bir millet olarak varlığını kabul ettirebilmesi, örf ve adetlerine bağlı olup olmamasıyla yakından ilişkilidir.

Ferdin örf ve adetleri hiçe sayan bir tavır takınması, o kişinin toplumun dışına atılmasıyla sonuçlanır. Böyle biri yapayalnız, tuhaf bir adam olarak ortada kalakalır. Onun bu tutumu sadece kendisine zarar verir.

Fakat bir milletin kendi örf ve adetlerine aniden sırt dönmesi büyük bir hadisedir. O milletin bir bakıma kendi ölüm fermanını kendisinin imzalaması anlamına gelir.

Bir millet uzun geçmişin yavaş yavaş yoğurup oluşturduğu, şekillendirdiği ve canlılık kazandırdığı bir organizmadır. O yüzden örf ve adetlerini bir anda değiştiremez.

Dış zorlamaların ise bu konuda ancak dış etkisi olabilir. Halk içten içe eski tutumunu aynen, hatta daha da kuvvetlice korur. Örf ve adetler ancak, ağır ağır gelişen ırsi birikimlerle değişebilirler.

Dünyanın gönlü en yüce milleti olan Türk milleti, bu eşsiz niteliğini örf ve adetlerine bağlılığına borçludur.

Asil milletimizin, kendisi kadar soylu örf ve adetlerine sıkı sıkıya bağlı olması sayesinde ülkemiz, en kötü durumlardan yakasını kurtarabilmiştir.

Türk, askere düğüne gidermiş gibi gider. Örf ve adeti onu icap ettirir. Ölürse şehittir, kalırsa gazi. Çünkü ruhu bu inançla dopdoludur.

Avrupa ülkelerini ve ülkemizi gezip inceleyen Batılılar, Türkiye’de gördükleri davranışlar karşısında şaşırmışlar ve asıl medeniyetin Türkler arasında olduğuna kanaat getirmişlerdir. Nitekim Türkiye’yi gezip gören Batılı hayranlıkla şöyle yazmıştır: “Bir Türk için hiddetlenip kadına el kaldırmak kadar ayıp bir şey yoktur. O böyle hiddetlendiği zaman kadının yanından çekilip gider.”

            Misafirperverlik geleneğimiz ise dillere destandır. Kapımızı çalanı Tarı misafiri kabul eder ve ona elimizden gelen ikramı yaparız. Çağlardan beri değişmeyen bir geleneğimizdir bu.

            Batılı ülkelerin kanun zoruyla yaptırmaya çalıştıkları çok hareketleri, biz Türkler hiçbir baskı altında kalmadan, sadece vicdanımızın sesini dinleyerek, örf ve adetlerimizin gereğini yaparak, seve seve yerine getiririz.

Bizi biz yapan, örf ve adetlerimize bağlılığımızdır. Bunlara olan bağlılığın gevşemesi, varlığımızı tehlikeye düşürür.

 

Beğen Paylaş!

Bir önceki yazımda « makalem ilgini çekebilir. Okumak istermisin ?
yorum yok
840 okuma
20 Aralık, 2016
admin
admin

Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin.


ETİKETLER :

Yorumlar



Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?